PAYLAŞ
KAYDIR

BLOG

HUKUKİ EL ATMA SEBEPLİ TAZMİNAT DAVASI AÇILMASI İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN SEBEP MİDİR?

  • 83 Görüntüleme

 

Konumuz belediyeleri İmar Planı değişikliği yapmaya iten sebepler.

Mevcutta hukuki el atma sebepli tazminat davası açılmış olması imar planı değişikliği yapılması için sebep midir peki?

Anayasa’da güvence altına alınan “Mülkiyet Hakkı”, yine Anayasa’nın öngördüğü biçimde “Kanunla” ve “Kamu Yararı” için sınırlandırılabilir.

Bu sınırlamalardan birisi Anayasa’nın 46. maddesinde düzenlenen ve “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.” Şeklinde ifade bulan “Kamulaştırma” kurumudur.

Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bunun dışında kamu yararı aranır.

İdare anlaşma olmaz ise dava açarak bedel tespiti yaptırır ve bedelin ödenmesi ile taşınmazın mülkiyeti idareye geçer.

Özel mülkiyete kamulaştırma yolu ile el atılması dahi hak kavramı yönünden tartışılırken, kamulaştırma yapmadan el atılması esas sorundur.

İdari kamulaştırma yapmamakta, bedel ödememekte fakat özel mülkiyetteki bir taşınmaza el atmaktadır.

Örneğin mülkiyeti devralmadan park inşa etmektedir. İdarenin bu şekilde “fiilen” bir taşınmaza el attığı durumda, mülkiyet sahibi dava açarak taşınmazının bedelini alabilmektedir.

Bu aşamada “hukuki el atma” terimi hukuka uygun bir duruma değil tam aksine idarenin imar planları sebebi ile özel mülkiyetini kullanamaz hale getirildiği fakat kamulaştırma işleminin de yapılmadığı durumları ifade eder.

Bir kişinin taşınmazına eylemli olarak el atıp tamamen veya kısmen kullanılmasına engel olunması ile imar uygulaması sonucu o kişinin mülkiyetinde olan taşınmaza hukuken kullanmaya engel sınırlamalar getirilmesi arasında sonucu itibari ile bir fark bulunmamakta her ikisi de kişinin mülkiyet hakkının sınırlandırılması anlamında aynı sonucu doğurmaktadır.

Konunun en belirgin şekilde tartışıldığı ve karara bağlandığı örnek ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2010 günlü, E:2010/5-662 K:2010/651 sayılı kararıdır. Bu kararda: "... uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarenin, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için kullanılamaz hale getirdiği, dolayısıyla malikin taşınmazdan mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde yararlanma olanağı kalmadığı, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının hukuksal bir nedene dayanılmadan İdarece engellendiği kuşkusuzdur.” Gerekçesi ile hüküm kurulmuştur. Uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle İdarenin eyleminin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir niteliğe sahip bulunan kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığı için yeterli bulunduğu, her türlü izahtan varestedir." gerekçesiyle söz konusu uyuşmazlıkları "kamulaştırmasız el koyma" kapsamında değerlendirmiş ve idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibinin, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyulan mülkiyetin bedele çevrilmesini, bir başka anlatımla idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği sonucuna varmıştır.

 

Bu sonuçtan hareketle her ilde kişiler kullanım hakkının kısıtlandığı gerekçesi ile hukuki el atma talepli tazminat davaları açtılar. Taşınmazın bedelinin ödenmesini ve mülkiyetinin alınmasını talep ettiler.

O aşamada idareler kamulaştırma yükü ve ciddi bedeller ödenmesi sonucu ile karşılaştı.

Fakat kamulaştırma bedellerinin tahsilinin dava sonucuna değil, kesinleşmeye bağlanması sebebi ile ciddi zaman da kazandılar.

İmar planlarının yapılması gerekiyor.

İmar planı yapılırken sosyal donatı alanları, park alanları, yeşil alanlar ayrılması gerekiyor.

Ve fakat taşınmaz sahiplerinin taşınmazlarının bedelini alması gerekiyor.

İşte bu aşamada Eskişehir Büyükşehir Belediyesi bu alanları özel mülkiyette kullanılabilir hale getirerek çözüm buldu.

“Mevcutta hukuki el atma sebepli tazminat davası açılmış olması imar planı değişikliği yapılması için sebep midir.” Sorusu da buradan doğdu.

 

Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından Nazım İmar Planlar, Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyeleri tarafından uygulama imar planları yapıldı.

Okul alanları, yeşil alanlar, park alanları, özel okul alanlarına, ticaret alanlarına, konut alanlarına dönüştü.

Burada göz ardı edilmemesi gereken yalnızca dava açmış olan mülkiyet sahiplerinin alanlarında bu değişikliğe gidilmiş olması.

Bu aşamada açılan davalarda İdare Mahkemesi “kamulaştırma yükü gerekçesi dikkate alındığında; dava konusu taşınmaz ile ilgili talep edilen değişikliğin kamu yararı amaçlı olmadığı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanmadığı, mekânsal ve mekânsal olmayan verilerle ihtiyaç belirlenmeden plan değişikliğini nesnel, bilimsel ve teknik gerekçelere ve bir zorunluluğa dayandırmayan işbu dava konusu plan değişikliğinin plan yapma süreçleri ve yönünden mevzuata, kamu yararına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına uygun olmadığı anlaşılmakla” diyerek ilgili imar planlarını iptal etti.

 

İmar planı yapma ilkeleri ve kamu yararı göz önünde bulundurulduğunda hukuki el atma davası açılmış olması gerekçesi ile imar planı değişikliği yapılması kanunun öngördüğü gereklilikleri sağlamıyor.

Bu açık…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

01.
Copyright © 2020. Tüm Hakları Saklıdır. Kopyalanması, çoğaltılması ve dağıtılması durumunda yasal haklarımız kullanılacaktır.
ÜSTE ÇIK