PAYLAŞ
KAYDIR

BLOG

HAK KAVRAMI

  • 73 Görüntüleme

 

 

HAK KAVRAMI

Hak, hukukun temel kavramlarından biridir. Arapçada “hukuk” kelimesi hak kelimesinden türemiştir. “Hukuk” kelimesi “hak” kelimesinin çoğuludur yani haklar demektir.[1]

Latince, Fransızca, Almanca, İtalyanca gibi dillerde ise “hak” ile “hukuk” kelimeleri arasında bu küçük fark dahi yoktur. Bu dillerde, hak ile hukuk için aynı kelime (Latince: ius, Fransızca: droit, Almanca: recht, İtalyanca: dritto) kullanılır.

Gerek kamu hukukunda gerekse özel hukukta devamlı olarak birtakım “hak” lardan bahsedilir. Örneğin konut hakkı, dilekçe hakkı, kişilik hakkı, mülkiyet hakkı, intifa hakkı, velayet hakkı, vesayet hakkı, nafaka hakkı. Peki hak kavramını nasıl tanımlayabiliriz?

Hak kavramının tanımı ve unsurları

Hak kavramını kısa bir şekilde tanımlamak gerekirse; Hak, kişilerin hukuk düzeni tarafından tanınan ve korunan menfaatleridir [2]

Bu tanıma göre hak kavramı kişi unsuru, menfaat unsuru ve hukuk düzeni tarafından tanınıp korunma unsuru olmak üzere üç unsurdan oluşmaktadır.

Kişi Unsuru

Haktan bahsedebilmek için bu hakkın sahibi olabilecek bir “kişi” nin bulunması gerekir. Hukukta “kişi” hak ve borçlara sahip olabilen varlıklara denir.[3] Kişiler, gerçek ve tüzel kişiler olmak üzere ikiye ayrılır.

Kişi kavramı hak kavramı tanımının birinci unsurudur. Kişi olmadan hak olmaz. Bu kişi gerçek bir kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilir.

Gerçek kişiler insanlardır. Türk Medeni Kanun’un 28. Maddesine göre gerçek kişilik çocuğun sağ ve tamamıyla doğduğu andan itibaren başlar. Sağ doğmak koşuluyla “cenin” de hak sahibi olabilir. Örnek olarak ana rahmine düşen çocuk, tam ve sağ olarak doğduğu andan itibaren babasının mirasçısı olur.

Tüzel kişiler belli bir amacı gerçekleştirmek üzere kişi veya emtia topluluğu şeklinde bağımsız olarak örgütlenmiş, haklara sahip olabilen, borç veya alacak edinebilen kişi ve mal topluluklarıdır.[4]

Tüzel kişiler “özel hukuk tüzel kişileri” ve “kamu hukuku tüzel kişileri” olmak üzere ikiye ayrılır.

“Özel hukuk tüzel kişileri” dernekler, vakıflar ve şirketlerdir. Kamu hukuku tüzel kişileri ise devlet, mahalli idareler ve kamu kurumlarıdır.

Menfaat Unsuru

Bir kişinin hakkından bahsedebilmek için ortada bir menfaatin olması gerekir. Menfaat maddi nitelikte olabileceği gibi manevi nitelikte de olabilir.

Bir kişinin kendi düşüncesine göre maddi veya manevi bir avantaj sağlamayan şey o kişi için hak olarak nitelendirilemez.

Hukuk Düzeni Tarafından Tanınma Ve Korunma Unsuru

Belirli bir kişinin belirli bir menfaatinin hak olabilmesi için bu menfaatin hukuk düzeni tarafından tanınması ve korunması gerekir. Hukuk düzeni tarafından tanınıp korunmayan bir menfaat hakka vücut vermez.

Hak İhlali Durumunda Hakların Korunması

Hakkı ihlal edilen gerçek veya tüzel kişiler ihlalin ortadan kaldırılmasını sağlamak amacıyla talep veya dava yolu olmak üzere iki farklı yoldan menfaatini tekrardan elde etmeye çalışacaktır.

 

Talep Yolu

Hakkı ihlal edilen kişi hakkını ihlal eden kişiye başvurarak hakkını ihlal etmemesini ve bu arada varsa uğradığı zararın giderilmesini talep edebilir. Bu talep sözlü, yazılı veya noter aracılığıyla yapılabilir. Buna hukukta “talep hakkı” denilmektedir.

Dava Yolu

Hakkı ihlal edilen kişinin ihlal eden kişiye başvurmasına rağmen ihlali kaldıracak, menfaatini tekrar elde edecek bir yanıt alamaması durumunda hakkı ihlal edilen kişinin hakkını alabilmesi için resmi makamlara başvurması, mahkemelerde dava açması gerekir. Çünkü hiç kimse kendi hakkını kendi alamaz Buna kendiliğinden hak alma yasağı denir.

Türk Hukukunda hakları ihlal kişilerin yapabileceği çeşitli başvuru ve dava yolları vardır.

Özel Hukukta: Eda Davası, Tespit Davası ve İnşai Dava

Kişilerin özel hukuk alanında ihlal edilen haklarını korumak için “eda davaları” , “tespit davaları” , ve “inşai davalar” olmak üzere ihlal edilen hakkın korumasını sağlayabilecek üç çeşit dava türü mevcuttur.

Ceza Hukukunda: Kamu Davası

Kişilerin haklarının ihlal edilmesi bazen ceza hukuku bakımından sonuç doğurur. Karşı tarafın suç teşkil eden bir davranışı ile hakkı ihlal edilen kişi savcı veya kolluk makamlarına başvurmak suretiyle hakkının korunmasını talep eder. Kolluk makamları başkasının hakkını ihlal ederek suç işleyen kişiyi bundan meneder. Cumhuriyet savcısı suç işleyen kişinin cezalandırılması talebiyle ceza mahkemesinde dava açar bu davaya “kamu davası” denir.

İdare Hukukunda: İptal Davası ve Tam Yargı Davası

İdarenin de kişilerin haklarını ihlal etmesi mümkündür. Kişilerin haklarının idareye karşı da korunması gerekir. İdare tarafından hakkı ihlal edilen kişi idare mahkemesinde idare aleyhine “idari dava” açarak hakkını koruma imkanına sahiptir. İdari davalar “iptal davası” ve “tam yargı davası” olmak üzere iki çeşittir.

Kişinin Kendi Hakkını Bizzat Koruması Yolu

Modern hukuk sistemlerinde ve ülkemiz hukukunda kural olarak kişiler kendi haklarını bizzat alamazlar bunan “ihkak-ı hak yasağı (kendiliğinden hak alma yasağı)” denir. Modern hukuk sistemlerinde hakların devlet tarafından korunması esastır. Kural bu olmakla beraber istisnai bazı durumlar da mevcuttur.

 

Meşru müdafaa: Bir kimsenin haksız bir saldırı karşısında kendisini veya başkasını korumak için gösterdiği tepkidir.[5]

Iztırar hali: Bir kimsenin bilerek sebebiyet vermediği bir tehlikeden kendisini veya başkasını kurtarmak için bu tehlikeyle ilgisiz bulunan bir üçüncü kişinin şahsına veya malına zarar vermesi halidir.[6]

Kuvvet kullanma: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 64’üncü maddesi “hakkını kendi gücüyle koruma durumunda kalan, durum ve koşullara göre o sırada kolluk gücünün yardımını zamanında sağlayamayacak ise hakkının kayba uğramasını ya da kullanılmasının önemli ölçüde zorlaşmasını önleyecek başka bir yol da yoksa, verdiği zarardan sorumlu tutulmaz” diyerek kendiliğinden hak alma yasağının istisnası olan bir durumu ortaya çıkartmaktadır.

 

Sonuç olarak hak kavramının varlığı için kişiye ihtiyaç vardır. Kişilerin haklarının idare veya başka bir kişi tarafından ihlal edilmesi kuvvetle muhtemeldir. Hukuk sistemlerinin temel amacı hukuk düzeni tarafından tanınmış ve koruma altına alınmış olan hakların daha en baştan hak ihlali gerçekleşmeden korunmasıdır. Bu amaca tam olarak ulaşmak mümkün değildir, böyle bir durumda ihlal edilen hakkı hızlı ve kalıcı olarak yeniden tesis etmek ihkak-ı hak yasağı dolayısıyla yine hukuk sistemlerine düşmektedir.

 

Stj. Av. Uğur Murat ŞEN

 

[1] Kemal Gözler, Hukuka Giriş, 2017 baskısı, Sf:410

[2] Kemal Gözler, Hukuka Giriş, 2017 baskısı. Sf:413

[3] https://tr.wikipedia.org/wiki/Hak

[4] https://tr.wikipedia.org/wiki/Tüzel_kişi

[5] Kemal Gözler, Hukuka Giriş, 2017 baskısı, Sf:430

[6] Kemal Gözler, Hukuka Giriş, 2017 baskısı, Sf:430

 

 

01.
Copyright © 2020. Tüm Hakları Saklıdır. Kopyalanması, çoğaltılması ve dağıtılması durumunda yasal haklarımız kullanılacaktır.
ÜSTE ÇIK